Pasif tutum ne anlama gelir ?

Sena

New member
Pasif Tutum Ne Anlama Gelir? Sessiz Kalmak Her Zaman Olgunluk mudur?

Bir sabah uyandığınızı düşünün. Telefonunuza bakıyorsunuz, arkadaşınız dün akşam söylediğiniz söze alınmış, iş yerindeki arkadaşınız sizin görevinizi de üzerinize bırakmış, evde ise yapılması gereken işler birikmiş. Siz ne yapıyorsunuz? Hiçbir şey! Çünkü bugün de meşhur cümleniz hazır: “Aman, şimdi tartışmaya gerek yok.” İşte tam bu noktada hayatın görünmez karakterlerinden biri sahneye çıkıyor: Pasif tutum!

Pasif tutum öyle ilginç bir şeydir ki insan bazen kendi hayatında başrol oyuncusu olduğunu unutur, figüran gibi kenarda beklemeye başlar. Olaylar gelişir, insanlar karar verir, sorunlar büyür; bizim kahraman ise koltuğunda sessizce oturup içinden yüzlerce konuşma yapar. Hatta bazen tartışmayı kafasında kazanır, karşı tarafa söyleyeceği bütün cevapları hazırlar ama gerçek hayatta ağzından yalnızca “Yok, bir şey” çıkar.

Peki, pasif tutum gerçekten nedir? Her sessiz kalan insan pasif midir? Uyumlu olmakla kendini geri plana atmak arasında nasıl bir fark vardır? Gelin, konuyu biraz mizahla, biraz psikolojiyle, biraz da günlük hayattan tanıdık örneklerle inceleyelim.

1. Pasif Tutum Ne Demektir?

Pasif tutum, kişinin düşüncelerini, duygularını, ihtiyaçlarını veya haklarını gerektiği durumlarda açıkça ifade etmekten kaçınması ve olayların gelişimini çoğunlukla başkalarına bırakmasıdır. Böyle bir kişi kendi isteğini dile getirmek yerine başkalarının beklentilerine uyabilir, çatışmadan uzak durabilir veya karar verme sorumluluğunu karşısındakilere bırakabilir.

Örneğin arkadaş grubuyla akşam yemeğine çıkacaksınız. Herkes bir restoran öneriyor. Siz aslında kebap yemek istiyorsunuz ama biri pizza, diğeri hamburger diyor. Sonunda yine herkesin istediği yere gidiyorsunuz. Eve dönerken de “Bir gün de benim istediğim yere gitsek ne olurdu?” diye düşünüyorsunuz.

Buradaki mesele kebap yiyememek değil. Asıl mesele, kendi tercihinizi ifade etme hakkınızı sürekli ertelemenizdir.

Pasif tutum farklı şekillerde ortaya çıkabilir:

• Karar vermekten kaçınmak: Sürekli başkalarının seçim yapmasını beklemek.

• Hayır diyememek: Kendi zamanınızı, enerjinizi veya imkânlarınızı zorlayacak talepleri bile kabul etmek.

• Duyguları bastırmak: Kırıldığınız hâlde hiçbir şey olmamış gibi davranmak.

• Haksızlık karşısında susmak: Tepki göstermek yerine durumun kendiliğinden düzelmesini ummak.

• Sorumluluğu başkasına bırakmak: Kendi hayatınızı etkileyen konularda bile başkalarının kararlarını beklemek.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Bir kişinin tek bir olayda sessiz kalması, onun pasif bir kişiliğe sahip olduğunu göstermez. İnsanlar bazen yoruldukları, düşünmek istedikleri, ortamı uygun bulmadıkları veya güvenliklerini korumaları gerektiği için sessiz kalabilirler. Pasif tutumdan söz ederken asıl dikkat edilmesi gereken, davranışın sürekli tekrarlanması ve kişinin yaşamını nasıl etkilediğidir.

2. Pasif Olmak ile Sakin ve Uyumlu Olmak Aynı Şey Değildir

Toplumda sakin insanlar genellikle olgun, tartışmayan insanlar da anlayışlı olarak değerlendirilir. Fakat sakinlik ile pasiflik aynı kapıya çıkmaz.

Sakin bir insan, kendisine yapılan haksızlığı fark eder ve gerektiğinde uygun bir dille itiraz eder. Pasif tutum sergileyen biri ise çoğu zaman itiraz etme ihtiyacını hissetse bile bunu dile getirmekte zorlanır.

Aradaki farkı küçük bir örnekle açıklayalım.

Mert ve Deniz aynı iş yerinde çalışıyor. Bir toplantıda yöneticileri, Mert'in hazırladığı projeyi başka bir çalışanın başarısıymış gibi anlatıyor.

Mert sakin bir şekilde söz alıyor:

“Bu çalışmanın hazırlık sürecinde benim de önemli katkım vardı. İsterseniz hangi bölümleri üstlendiğimi açıklayayım.”

Deniz ise benzer bir durumda sessiz kalıyor. Toplantıdan sonra arkadaşlarına durumu anlatıyor, akşam eve gittiğinde hâlâ sinirli hissediyor ama yöneticisiyle konuşmuyor.

Mert'in davranışı saldırgan değil, kendini ifade eden bir davranış. Deniz'in sessizliği ise korku, çekingenlik veya olumsuz sonuçlarla karşılaşma endişesiyle ilişkili olabilir.

Burada Deniz'i suçlamak da doğru olmaz. Belki geçmişte konuştuğunda cezalandırıldı, belki işini kaybetmekten korkuyor, belki de kendini ifade etme konusunda yeterince deneyim kazanmadı.

Önemli olan, davranışın arkasındaki nedeni anlamaktır.

Peki, siz bir haksızlık karşısında hemen konuşabilenlerden misiniz, yoksa eve geldikten sonra duşta mükemmel cevaplar bulanlardan mı?

İkinci gruptaysanız yalnız değilsiniz. İnsan zihni bazen gerçek zamanlı iletişimde takılırken olay bittikten sonra adeta hukuk fakültesi bitirmiş gibi savunmalar hazırlayabiliyor!

3. Pasif Tutumun Altında Hangi Nedenler Bulunur?

Pasif tutum genellikle tek bir nedene bağlı değildir. Kişinin yetiştiği aile, geçmiş deneyimleri, sosyal çevresi, özgüveni ve içinde bulunduğu koşullar bu davranışın gelişiminde rol oynayabilir.

Çocuklukta öğrenilen davranışlar

Çocukken düşüncelerini açıkladığında sürekli susturulan, hata yaptığında aşırı tepkiyle karşılaşan veya yalnızca büyüklerin kararlarının önemli olduğunu öğrenen biri, yetişkinlik döneminde kendi isteklerini dile getirmekte zorlanabilir.

“Büyüklerin yanında konuşulmaz”, “İtiraz etme, ayıp olur” veya “Aman, kimsenin kalbini kırma” gibi cümleler bazı ailelerde iyi niyetle söylenir. Fakat bu mesajlar aşırı ve katı biçimde uygulandığında çocuk, kendi ihtiyaçlarını ifade etmenin yanlış olduğu sonucuna varabilir.

Elbette her sessiz yetişkinin çocukluğu böyle geçmiştir diyemeyiz. İnsan davranışlarının tek bir açıklaması yoktur.

Reddedilme ve çatışma korkusu

Bazı insanlar hayır dediklerinde sevilmeyeceklerini, eleştirildiklerinde dışlanacaklarını veya fikir ayrılığı yaşadıklarında ilişkilerinin bozulacağını düşünür.

Bu nedenle başkalarını memnun etmeyi bir güvenlik yöntemi olarak kullanabilirler.

Arkadaşı sürekli yardım ister, kabul eder. İş arkadaşı kendi görevini devreder, yine kabul eder. Aileden biri sınırlarını aşar, bu defa da “Sonuçta ailem” diyerek durumu geçiştirir.

Bir süre sonra çevresindeki insanlar bu davranışı normal kabul etmeye başlayabilir. Çünkü insan ilişkilerinde tekrar eden davranışlar zamanla beklenti oluşturur.

Özgüven eksikliği ve kararsızlık

Kendi düşüncelerinin yeterince değerli olmadığını düşünen kişi, başkalarının kararlarını daha doğru bulabilir. “Ben yanlış düşünüyor olabilirim”, “Bunu söylersem komik duruma düşerim” veya “En iyisi bilen biri karar versin” gibi düşünceler, zamanla kişinin kendi kararlarına güvenmesini zorlaştırabilir.

Çevresel baskılar ve güç dengesizliği

Bazen pasif davranmak yalnızca kişisel çekingenlikle açıklanamaz. Bir çalışan, yöneticisinin baskıcı tutumu nedeniyle konuşmaktan kaçınabilir. Ekonomik açıdan bir başkasına bağımlı olan kişi, itiraz ettiğinde yaşayabileceği sonuçlardan endişe edebilir.

Bu tür durumlarda kişinin sessizliğini yalnızca özgüven eksikliği olarak yorumlamak haksızlık olur. Bazen sorun bireyin iletişim becerilerinden çok, içinde bulunduğu ortamın güvenli olmamasıdır.

4. Kadınlar ve Erkekler Pasif Tutumu Farklı mı Yaşar?

Kadınların ve erkeklerin iletişim tarzlarını konuşurken dikkatli olmak gerekir. Her erkeğin çözüm odaklı, her kadının empatik olduğunu söylemek gerçekçi değildir. Kişilik, yetişme biçimi, kültür, meslek, yaş ve yaşam deneyimleri cinsiyetten çok daha farklı davranış örüntüleri oluşturabilir.

Bununla birlikte toplumun kadınlara ve erkeklere yüklediği roller, insanların kendilerini ifade etme biçimlerini etkileyebilir.

Örneğin bazı erkekler çocukluktan itibaren sorunları çözmeleri, güçlü görünmeleri ve duygularını fazla belli etmemeleri gerektiğini öğrenebilir. Böyle yetişen biri, kendisini rahatsız eden bir durumu konuşmak yerine hemen çözüm üretmeye çalışabilir. Hatta bazen sorununu kabul etmek bile ona güçsüzlük gibi gelebilir.
 
Üst